Rastgele Resim

7.jpg

Anketler

Sitemiz Anlaşılır mı?
 

Kimler Sitede

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Kapitalizmin Kar Hırsı 21. Yüzyılda İnsanları Açlık Sorunuyla Yüz Yüze Getirmiştir! E-posta
Bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerle artık insan klonlamanın bile mümkün hale geldiği, milyonlarca ışık yılı uzağımızdaki galaksilerin bilgilerine ulaşıldığı, DNA’mızın yapısının büyük oranda çözüldüğü 21. yüzyılın dünyasında insanların küresel bir açlık sorunuyla yüz yüze gelmesi yaşadığımız dünyanın derin çelişkilerini apaçık ortaya koymaktadır.

Küresel kapitalizmin sürekli bir sömürü anlayışına dayanan çarpık doğası, bütün dünyamızı büyük bir felakete doğru sürüklemektedir. Kapitalizm, yalnızca üretenlerin emeğini değil aynı zamanda doğayı da sömürerek onu tüketmektedir. Doymak bilmeyen bir kar hırsının ürünü olan çevresel tahribat günden güne insanların hayatını daha da yakından etkiler hale gelmiştir.

 

Sanayi üretiminin sonucu olarak atmosfere yayılan sera gazlarının artışı, fosil yakıtların tüketimindeki artış, çarpık kentleşme gibi nedenlerle ortaya çıkan küresel ısınma ve iklim değişiklikleri insanlığın geleceğini tehdit etmektedir. Küresel ısınma ve buna bağlı olarak yaşanan kuraklıklar, Dünya Ticaret Örgütü’nün tüm dünyaya dayattığı yanlış tarım politikalarıyla eklemlenince tarım ürünlerine kıtlık yaşanmasına neden olmuştur.

Dünya çapındaki eşitsiz ve adaletsiz gelir dağılımı insanların en temel yaşam maddelerine erişiminde bile derin farklılıklar yaratmıştır. Zengin ülkeler daralan üretimde daha fazla hububat depolarken, yoksul ülkeler açlığın eşiğine gelmiştir. Mısır, Kamerun, Haiti ve Burkina Faso’da yaşanan büyük çaplı “ekmek” isyanları dünyamızın geleceği açısından endişe vericidir. Bu ayaklanmalar küresel sermayeyi bile endişelendirmiş olmalı ki, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar bile yaşanan olaylar için tedbir çağrılarında bulunmuştur.

Tarımda yaşanan kapitalistleşme ve endüstrileşme Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları ve Tohumları dayatarak küçük köylülüğü ve çiftçiliği tamamıyla ortadan kaldırdığı gibi, tarımsal üretimin sürekliliğini de imkânsız kılmıştır. Üretilen hububatın insanların yaşamsal ihtiyaçları yerine yakıt üretimi amacıyla kullanılması, yaşanılan krizi derinleştirmiştir.

AKP hükümeti, iktidara geldiği günden itibaren IMF’ye verdiği sözler ve AB’nin dayatmaları sonucunda Türkiye’deki tarımsal üretimi azaltmak için büyük bir seferberlik başlatmıştır. Bunun sonucunda destekleme alımları, sübvansiyonlar, tarımsal krediler ortadan kaldırılarak tarımla uğraşanlar büyük bir geçim sıkıntısı içerisine sürüklenmiştir. Türkiye tarımda dışa bağımlı hale getirilmiştir.

Sermayenin isteklerine halkın ihtiyaçlarından daha fazla değer veren AKP hükümeti yaşanılanlardan ders almalıdır. İçine düşülen krizden çıkılabilmesi ve daha kötülerinin yaşanmaması için IMF ve AB’ye verilen sözler bir kenara bırakılarak, çiftçi ve üretici örgütleriyle ortak bir tarım politikası hayatı geçirilmelidir

 
< Önceki   Sonraki >